BİLDİRİ DETAY

Sennur HİLMİOĞLU
MEKÂNDA ZAMANI GÖRMEK VE GÖSTERMEK ÜZERİNE İKİ YAKLAŞIM: TARİHSEL VE DENEYİMSEL METOT
 
Giriş: Kullanılan mekânları kişiselleştirme arzusu, bireysel mekânlardan kamusal alanlara kadar uzanmaktadır. Deneyimlenen olaylar ve mekânların etkileşime girmesi ile mekânlar kişiselleşmektedir. Bu olaylar olumlu ya da olumsuz da olsa, insanlar zamanı mekânlarda hissetmeyi tercih etmektedirler. Bu şekilde mekânların kişiselleşmesi de gerçekleşmektedir. Kişiselleştirme kavramı, yalnızca salt yaşam alanlarını kapsamamakta, şehirlerin meydanları da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Zamanın biçimlendirdiği bir ortamda mekânın nasıl olduğunu ve zamanı mekân haline getirmenin farklı biçimlerini araştırmak önemli olmaktadır. Mekânda zamanı görmenin metotları üzerine bir çalışma yapılması hedeflenmektedir. Zaman ve mekânın etkileşim içinde olması olumludur. Zaman ve mekânın etki içinde olmasının insanlar için ne tür olumlu etkileri olduğunun araştırılması hedeflenmektedir. Bu araştırmanın, gelecekte yapılacak çalışmalara alt yapı olarak kullanılması öngörülmektedir. Yapılacak çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı varsayılmaktadır. Amaç: Çalışmanın amacı, mekân kavramının tarihsel ve deneysel olarak incelenmesidir. Çalışma kapsamında zamanın, algıda yanılsamalara yol açtığı var sayılarak, bedende ve mekânda yarattığı değişimin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada kesin yargılara yer verilmeden, gelecekte yapılacak çalışmalara kaynak sağlayabilmek ve farklı perspektifler ile konuya başka yönlerden bakılması hedeflenmiştir. Etkileşime giren mekânın dönüşümünü, sanallığını ve gerçekliğini enformasyon teknolojilerinin ürünü olan sıvı mimarlık üzerinden incelemek amaçlanmaktadır. Kapsam: Zaman ve mekân kavramları farklı içeriklere sahip olsalar da ‘insan’ üst başlığı altında bir araya gelmektedirler. İnsan, mekânlarda barınma, hareket etme, var olma eylemlerini gerçekleştirmektedir. Mekânlarda insanlar tarafından gerçekleşen bu eylemlerin geçeceği süreye zaman denilmektedir. Gerçekleşen eylemlerin etkilediği çevre, yaşadığımız kişisel ve toplumsal mekânları oluşturmaktadır. Bu çalışmada, barınma, hareket etme, var olma eylemlerinin dâhil olduğu mekânlar kapsamında zamanı görme ve gösterme metotlarına ulaşmaya önem verilmektedir. Sınırlıklar: Çalışma sınırları dâhilinde, zamanı mekânda görmenin ve göstermenin iki farklı metodu olduğu belirtilmiştir. Mekânlar, tarihsel ve deneyimsel olarak iki farklı metoda göre incelenmiştir. Bu incelenmenin yapılmasının nedeni, mekânın algılanış şeklinin zamana ve tarihe göre değişmesidir. Çalışmada incelenen mekânların tarihsel boyutunu ve deneyimsel boyutunu sınırlandırırken, nicel veriler ile ulaşılacak sınırlar kapsam dışında bırakılmaktadır. Yöntem: Sosyal bilimler üzerinden yürütülen nitel bu çalışmada kavram analizi yapılmıştır. Çalışmanın yöntemi; literatür taraması ve seçilen örneklerin incelenmesi şeklindedir. Çalışmada, üzerine çalışılan kavramlar tanımlanmıştır. Mekânda zamanı görmenin metotlarından ilki ‘Tarihsel Metot’, ikincisi ise ‘Deneyimsel Metot’ olarak belirlenmiştir. Bu iki metoda ait örnekler verilmiştir. Tarihsel metoda verilen örnekler; Bosna Hersek’teki konut örnekleri, Bulgaristan’daki konut örnekleri ve tek örnek olarak ele alınan Cardiff Kıyısı’ndaki Opera Evi olmuştur. Çalışma kapsamında, mekânda zamanı görmenin bir diğer boyutu olarak belirlenen deneyimsel boyut ise, sıvı mimarlık kavramı üzerinden açıklanmıştır. Deneyimsel boyutu açıklamada kullanılan örnekler; İsviçre’deki Blur Binası, Japonya’daki Cam ve Su Evi, İspanya’daki Toledo Sanat Müzesi Cam Pavyonu olmuştur. Bulgular: Çalışmada, tarihsel metodun ve deneyimsel metodun uygulanması için seçilen örnekler incelenmiştir. Bu seçilen örnekler üzerinden araştırma yapılmıştır. Tarihsel metot kapsamında Bosna Savaşı’ndan etkilenen Bosna Hersek’teki konutlar araştırılmıştır. Yıkılmış konut örnekleri ve sağlam konutlardaki kurşun izlerinin fotoğraflarına yer verilmiştir. Ayrıca Bulgaristan’ın Dobrich şehrinde bulunan, Komünizm yıllarında inşa edilmiş konutların cepheleri incelenmiştir. Cepheler yıpranmış ve bütünlükten yoksun görünmektedir. Zaman, mekân üzerinde etkin olmuştur. Tarihsel metot kapsamında incelenen son örnek olan Cardiff Kıyısı Opera Evi tasarlanırken de doğal topografyadan, Cardiff kıyılarında bulunan gümrük ambarlarından ilham alınmıştır. Bu yapının tasarımında tarihsel verilerin ilham kaynağı olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Çalışmada seçilen bu yapılar, mekânda zamanı göstermenin tarihsel metoduna örnek olmaktadır. Çalışmada deneyimsel metot üzerine araştırma yapılırken ise, sıvı mimarlığın özelliklerine ulaşmak hedeflenmiştir. Sıvı mimarlığın özellikleri, mimarın rolü, kullanıcının rolü, kullanıcının form algısı ve gerçek-sanal ilişkisi ile ilgili edinilen bulgular tablo haline getirilmiştir. Sıvı mimarlığın ürünü olan mekânlardaki sanallık, kullanıcının form algısını etkilemektedir. Gerçeklik ve sanallık arasındaki geçişler belirginlikten uzaklaştıkça kullanıcıların algılarının değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Sıvı mimarlık kavramının; mimar, doğal çevre, sanallık/gerçeklik, form/estetik, kullanıcı/beden ile etkileşimde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu etkileşim irdelenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak; mekânda zamanı görmenin metotları üzerine bir çalışma yapılmıştır. Tarihsel metot ve deneyimsel metot açıklanmıştır. Her bir metodun incelenmesi için örneklere yer verilmiştir. Tarihsel metot kapsamında Bosna Savaşı’ndan etkilenen Bosna Hersek’teki konutlar ve Bulgaristan’ın Dobrich şehrindeki konutların cepheleri incelenmiştir. Tarihsel metot kapsamında incelenen son örnek olan Cardiff Kıyısı Opera Evi tasarlanırken tarihsel verilerin ilham kaynağı olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Bu tasarımlar, mekânda zamanı göstermenin tarihsel metoduna örnek olmaktadır. Deneyimsel metot ise, sıvı mimarlık ile ilişkilendirilmiştir. Sıvı mimarlık açıklanırken mimarın rolü, kullanıcının rolü ve kullanıcının zamanın değişimine paralel değişim gösteren form algısı ile ilgili bilgi verilmiştir. Mekân olgusu üzerinden gerçek ve sanal kavramları tanımlanmıştır. Gerçek ve sanal kavramlarının ilişkisi başlıklar halinde incelenmiştir. Bu başlıklar arasındaki net olmayan ayrımlar ve geçişler özetlenmiştir. Enformasyon teknolojilerinin ürünü olan sıvı mimarlıkta bedenin, mekânı sadece izleyen, kullanan, algılayan olmadığı belirlenmiştir. Bedenin, aynı zamanda mekânı etkileyen, değiştiren, bozan, yeniden şekillendiren olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Mimarlık, Mekân, Tasarım, Mimari Tasarım, Sıvı Mimarlık, Enformasyon Teknolojileri.



 


Keywords: